Fügen Ünal Şen

HAYAT HERKESE YETER

Çocukluğum, Bayramım, Şölenim Benim…

Her şey hazır.
Ben de…
Sabah zar zor kalktım yataktan. Dışarısı böyle soğukken hiç çıkmak istemiyorum yorganın altından. Kim ister ki…
… Ama çıktım işte.

Musluktan ip gibi akan, buz gibi su daha da üşüttü beni. Salonun ortasındaki kocaman dökme demirden sobanın dibine yanaştım bir müddet. Çamura bulanmış sarı tüyleriyle mutlu bir kedi gibiydim.
Isındım.
Hem de nasıl ısındım.

Sonra günü önüme kattım; koştururcasına yaşadım.
Şimdi hazırım. Siyah, minik atkılı rugan ayakkabım, mavi kadife elbisem ve elbette bembeyaz çoraplarımla;
yüzümdeki gülümsemeyi de saymalı mıyım?
Ufff, şu saçımda yamuk duran plastik, papatya tokalar beni olduğumdan daha mı çocuk gösteriyor acaba?
Ahh, unuttum mu bugünün bayram olduğunu söylemeyi; telaşım bundan oysa ki.

Hemen el öpmeye başlamalıyım.
Bizim ev kalabalık. Ne güzel.
Anneannem börek yapmış, fırına koyuyor, annem misafir tabaklarını mutfak masasına dizmiş bile.
Misafir su bardağı, dantelli örtüsüyle büfede.
Babam galiba bahçede; Jo’yu bağlıyor kulübesine; sütçüye havlayıp, korkutuyor da ondan.
İyi ki elbiseme büyük cep dikmiş annem; bütün bayram harçlıklarım ve mendillerim sığacak.
Sami Bey Amcalar, Sevim Yengeler sonra da Muammer Öğretmenim. Hemen kapıdan el öpersem, öğlene kadar biter ziyaretler.
2.5 liralar şimdiden minik cebimde şıngırdıyor sanki; arada parmaklarıma dolanan minik ipliklerden anlıyorum ki annem, gece geç vakte kadar oturup ancak bitirmiş elbisemi.

Yoksa cep içinin kenarlarını sürfilesiz bırakmazdı, o ince iplikler parmaklarıma böyle dolanmazdı…
Ve ben böyle…

Panayır yerine gitmek istiyorum ben.
Top sahasına kurulmuş, dönme dolap bile varmış, uçan sandalyeye binmeme herhalde yine izin vermez annem. Hep böyle oluyor zaten, zincirlere güvenmiyorlar.
Beni yalnız da göndermezler ki oraya. Ağabeylerim de benimle gitmez küçüğüm diye.
Uff, bir sürü bayram param olacak…
Hem bizim eve de çok yakın panayır. Oyuncaklara halka fırlatmak istiyorum; macun şeker yemek istiyorum; motosikletli cambazı seyretmek istiyorum…
Ben panayıra gitmek istiyorum.
Beni panayır yerine kim götürür ki!
Hem küçük, hem de kız çocuğu olmak korkunç bir şey.
Çabucak büyümeliyim.
Büyümeliyim, büyümeli…

Yağmur hiç kesilmedi İstanbul’da.
Soğuk da.
Kalorifer peteklerine dokunulmuyor ama evleri ısıtmak yine de zor.
Bugün Bayram.
Ziyaretler öğlene kadar biter. Gidecek kimse de kalmadı ki zaten. Annem üç-beş sokak ötede oturuyor. Bir de Teyzem. Akşamüstü de ağabeylerime giderim.

Ahh, para bozdurmayı unuttum, mahallenin çocuklarına bayram harçlığı vermek lazım.
Bayram…
Harçlık…
Kolalı beyaz mendiller…
Sürfilesi yetişmemiş çocukluk elbisemin cebi.
Parmaklarıma dolanan incecik ipler, köşesinde mavi, pembe çiçek işli bembeyaz katlı mendiller…
Ve ben, şimdi, böyle…
Bir yolunu bulup, çabucak küçülmeliyim, çocuk olmalı, papatya tokalarımı takmalıyım.

Söz şimdiki kadar ağlamayacağım, isterseniz götürmeyin panayır yerine, bütün gün evde oturacağım, misafirlere kolonya tutacağım, cezvenin dibinde kalan kahveleri içeceğim ve hiç mızmızlanmayacağım, burnumu buğulanmış pencereye dayayıp garip şekiller yapacağım, azar işiteceğim ama hiç üzülmeyeceğim,
öylece, oturma odasında bir köşede…
Bekleyeceğim, sesimi bile duymayacaksınız.

Yeter ki yine, öyle kalabalık, öyle hep beraber, öyle sımsıcacık…
Ah, kara kış günlerinde beni ısıtan, salondaki kocaman demir soba değilmiş meğer.
Sürfilesi yetişememiş çocukluk elbisemmiş…
Ah çocukluğum, bayramım, şölenim benim.

Fügen ÜNAL ŞEN’in Kuytuda Büyür Hayat isimli kitabından

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 03 Kasım 2011 by in Yazılarım and tagged , , .

Bir Avuç Mazi

Twitter

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

Instagram

SAKİNDİ EVET... #turin #italy Özen... Eskidendi, çoook eskiden #tbt#gardening #toprak #bahçe Milyonlar #iyikivarsıneren dedi sana ama yoksun. Ne acı, bu ülkede "yok" olunca "var" olunuyor çok zaman... Eskidendi, çok eskiden...#vişnelikörü #cerry Sessizdi evet... Hadi...#bycicle #bisiklet#goccia #suadiye Nasıldı o şarkı: "Kurşuni Renkler" #sezenaksu #istanbul #sea #deniz #kurşunirenkler Bize rağmen... #sunset #sunset🌅#nofilter "İçim"den geldi... Taaa içimden hem de#ataturk #mustafakemalatatürk "İstanbul'dan gitmeli"diyorlar, İstanbul'a gitmek varken... #istanbul #ensevdiğimses "İstanbul'dan gitmeli"diyorlar, İstanbul'a gitmek varken... #istanbul #bosphorus #kızkulesi #kuzeyyanımayazım#mavi Tutunmak... Benim İstanbul'um... #bosphorus #kanlıca Benim İstanbul'um... Azıcık çabayla, biraz vakit de asla İnsan kendi İstanbul'unu bulabiliyor..#istanbul #boğaz #bosphorus #sarıyer Bakış#cats #kedi
%d blogcu bunu beğendi: