Fügen Ünal Şen

HAYAT HERKESE YETER

Son Osmanlı, Neslişah Sultan

 “SULTAN OLMAK ZORDUR”

 Murat Bardakçı, yeni kitabında Hanedan Defterine ‘Son Osmanlı’ olarak kaydedilen Neslişah’ın hayatını anlatırken bir yandan da Osmanlı Hanedanı’nın sürgün günlerine tanıklık ediyor.

 Neslişah, “ ‘Prenses olmak bir meslektir’dediler, yıllarca bunun dersini verdiler. Yasak edilenlerin başında zaaf göstermek gelirdi.”

Evimde Sultanefendi Neslişah’ı ağırladım. Salonda başköşeye oturttum, birlikte yaptık sade kahvelerimizi, yanına damla sakızlı lokum kattık. Evimde Sultanefendi Neslişah’ı ağırladım tarihe bir başka yerden yazdık.

Şaşırdınız mı sevgili okur? Şaşırmayınız… Elbette bizzat kendisi gelmemişti ama gün boyu, gece sabaha kadar hadi diyeyim ki her an, her saniye yan yanaydık işte. Kelimelerin de tılsımı bu değil mi zaten? Neslişah’ı evime getiren, Osmanlı hanedanına yakınlığı ile bilinen gazeteci, yazar Murat Bardakçı’nın son kitabı “Neslişah, Cumhuriyet Devrinde Bir Osmanlı Prensesi” isimli kitabıydı. Sultan, işte o kitabın sayfalarından çıkıp hayatıma katıldı.

Kitabı elime aldığımda hemen okumaya başlamadım. Önce sayfalara serpiştirilmiş “özel” fotoğrafları inceledim. Elbette fotoğrafları tarif edecek değilim; her göz kendisi seçip alsın alacağını ancak okura okumaya geçmeden önce fotoğrafları incelemesini önermek isterim. Zira tarih kitaplarının kuru cümlelerinde sıkışıp kalan nice isim ancak o zaman ete kemiğe bürünüyor. Bardakçı’nın son kitabına adını veren, doksan küsurluk hayatını okurken Osmanlı İmparatorluğu’nun son, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk günlerine tanıklık ettiğim, Neslişah Sultan’dan, acılarından, yokluklarından, yaşadığı ihtişamdan, evinde geçirdiği hapis hayatından elbette ilerleyen satırlarda söz edeceğim. Ama önce bir itirafta bulunmalıyım. Koca kitabı bitirip sayfalar dolusu notlar alsam da, Prensesin bugün doksan yaşını geride bıraktığını bilsem de, o benim gönlümde, bir siyah beyaz fotoğrafta kucağında muhtemel kendi hırkasını giydirdiği oyuncak maymunuyla objektife gülümseyen muzip bir kız çocuğu olarak yer aldı, öyle kaldı.

Neden mi? Bilmem, belki tam da o yaşlarda, henüz üç yaşındayken ailesiyle birlikte ‘çocukluğunun’ da sürgün edildiğini bildiğimden…

Belki de sadece bu nedenle…

Neslişah’ın kayıp çocukluğunun izlerini Bardakçı’nın satırlarında bulma işini okura bırakıp kitaba dönmeli o halde.

“Neslişah kimdir?” sorusunun en kısa karşılığı şu: Bir dedesi son padişah Sultan Vahideddin, diğeri son halife Abdülmecid Efendi. Ve o, altı asırlık Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışından önce dünyaya gelmiş son üyesi. Öyle ki, 4 Şubat 1921’de doğduğunda Osmanoğlu ailesinin mensuplarının kaydedildiği ‘Hanedan Defteri’ne en son onun ismi yazıldı. Ve yine o, son şehzade Osman Efendi’nin ölümünden sonra “Artık Osmanlı hanedanı tarihe karıştı. Bundan böyle biz sadece bir aileyiz” kararını alan kişi.

Neslişah’ın hayatının kitabın dört bölümünden takip ediyoruz. Sürgüne gönderiliş günlerinin anlatıldığı Türkiye, ayakta kalmaya çalışılan, perişan günlerin yaşandığı Avrupa, Mısır Prensi ile evlenerek Prenses olduğu Mısır günleri ve sürgün yasağının kalkmasıyla ata topraklarına dönüp hayatını sürdürdüğü Türkiye…

Bardakçı, kitabın ilk sayfalarında bir şema ile Neslişah’ın soyağacını da okurla paylaşmış. Bu zaman zaman “Kim kimdir?” sorusuyla zihni karışan okur için hayli yardımcı oluyor.

Murat Bardakçı, “Osmanlı İmparatorluğu’nun son resmî sultanı olan Neslişah’ın sürgün yıllarında bir müddet lüksün ve ihtişamın zirvesinde yaşamanın yanı sıra senelerce devam etmiş maddi ve manevi sıkıntılar, siyasi çalkantılar hatta askeri mahkemelerde yargılanmaya kadar uzanan dertler ve çok daha önemlisi, senelerce sürmüş bir gurbet ve vatansızlık vardır.”diyor ve ekliyor: “Neslişah, ait olduğu topraklara hayatının tam 40 senesini zorlu bir sürgünde geçirdikten sonra dönebilmiş bir Türk kadınının hikâyesidir.”

Okur, Neslişah Sultan’ın biyografisinde imparatorluk üyelerinin sürgün günlerini tüm çıplaklığıyla okuyacaktır. Bir örnek seçelim Neslişah Sultan’dan: “15-16 yaşlarındaydım. Bir ara tek bir eteğe kaldım. Gri renkte bir etek. Mektepte her gün onu giyiyordum. Nihayet o da açıldı ve mektebe gidemez oldum.”

Yandaki kutuda, Sultanefendi Neslişah’ın 3-4 yaşlarında söylediği sözleri bulacaksınız. Bardakçı o sözleri kitabın girişine yerleştirmiş. Bense yazımı yine Sultanefendi’nin şu günlerde, evinin penceresinden bakıp göğe yükselen ince minareleri, sarayları, topyekûn İstanbul’un siluetini gördüğünde söyledikleriyle bitireceğim: “Güzel olan ne varsa dedelerim yapmış…”

KİTAPTAN…

  • Sultan Vahideddin Nice’de 1926’yılında kalp krizi nedeniyle vefat ettiğinde, esnafa olan borç 60 bin liretti. Sultan’ın cenazesi borca karşılık haczedildi. Kızı Sabiha Sultan elinde kalan son mücevherleri satarak haczi kaldırdığında, parasızlık nedeniyle esaslı bir tahnit yapılamadığından Osmanoğulları’nın son padişahının cenazesi bozulmuş, kokmuştu.
  • Neslişah Sultan, 2004 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda dedesi Halife Abdülmecid’in kütüphanesinin açılış törenine katıldı: “Bir ara yorulup oradaki bir koltuğa iliştim. Oturur, oturmaz, birdenbire ‘Ben bu koltuğu biliyorum’ diye düşündüm ve hatırladım. Büyükbabamın koltuğuydu. O koltuğa oturur, beni ve kardeşimi kucağına alır, ‘Benim güzel kızlarım’ diye severdi. Neler hissettiğimi artık tahmin edersiniz… 80 sene önce kovulduğum o odada bir-iki damla yaş döktüm ama kendimi hemen toparladım…”
  • Hilafetin kaldırıldığı toplantının kâtibi Vehbi Efendi isimli 23 yaşındaki bir gençti. Vehbi Efendi sonraki yıllarda Vehbi Koç olarak hayatımıza girdi.
  • İngiliz Hasta olarak Oscar rekoru kıran filmin kahramanı Lazslo Almasy gerçek bir kahramandı. Neslişah sultan’ın çok yakın arkadaşıydı. Sultan,  “Konserlerde bana kavalyelik ederdi” diyor.

 NESLİŞAH’IN ANNESİNE ATATÜRK TALİP OLDU

Sabiha Sultan, yani Neslişah Sultan’ın annesi, son Padişah Vahideddin’in kızı… O günlerin çok meşhur askeri, Mustafa Kemal Paşa’nın Sabiha Sultan’a talip olduğunu ancak evliliğin gerçekleşmediğini kitaptaki şu satırlardan, bizzat Sabiha Sultan’ın anlattıklarıyla takip ediyoruz: “ Kendilerini bir defa görmüş ve hoşlanmıştım. Gayet yakışıklıydı. Ateş gibi gözleri vardı, alev alev yanıyorlardı. Ama evlenemezdim zira Enver Paşa’nın neler yapabildiğine yakından tanık olmuştum. Mustafa Kemal Paşa daha fazlasını yapar diye korktum, alet olmak istemedim.”

Okur, bu cümlelerden sonra “Sabiha Sultan’la Atatürk evlenseydi, tarih nasıl yazılırdı?” diye düşünecektir. Bardakçı, soruya hanedanın düşüncesiyle yanıt veriyor: “Boşanırlardı ama sonuç değişmezdi”

Reklamlar

One comment on “Son Osmanlı, Neslişah Sultan

  1. nimet belen
    11 Kasım 2011

    ben de okumaliyim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 11 Kasım 2011 by in Yazılarım and tagged , , , .

Bir Avuç Mazi

Twitter

Instagram

SAKİNDİ EVET... #turin #italy Özen... Eskidendi, çoook eskiden #tbt#gardening #toprak #bahçe Milyonlar #iyikivarsıneren dedi sana ama yoksun. Ne acı, bu ülkede "yok" olunca "var" olunuyor çok zaman... Eskidendi, çok eskiden...#vişnelikörü #cerry Sessizdi evet... Hadi...#bycicle #bisiklet#goccia #suadiye Nasıldı o şarkı: "Kurşuni Renkler" #sezenaksu #istanbul #sea #deniz #kurşunirenkler Bize rağmen... #sunset #sunset🌅#nofilter "İçim"den geldi... Taaa içimden hem de#ataturk #mustafakemalatatürk "İstanbul'dan gitmeli"diyorlar, İstanbul'a gitmek varken... #istanbul #ensevdiğimses "İstanbul'dan gitmeli"diyorlar, İstanbul'a gitmek varken... #istanbul #bosphorus #kızkulesi #kuzeyyanımayazım#mavi Tutunmak... Benim İstanbul'um... #bosphorus #kanlıca Benim İstanbul'um... Azıcık çabayla, biraz vakit de asla İnsan kendi İstanbul'unu bulabiliyor..#istanbul #boğaz #bosphorus #sarıyer Bakış#cats #kedi
%d blogcu bunu beğendi: