Fügen Ünal Şen

HAYAT HERKESE YETER

İSTANBUL… HER GÖNÜLDE BAŞKA BİR YANKI

Ne vakit bir Selim İleri kitabı okusam, çocuk zamanlarıma dönerim, 70’li yıllara.

Elimde kıpkırmızı bir horoz şekeri olur hep. Dudaklarımda keskin bir tarçın tadı, yüreğimde başedemediğim tedirginlik. Öyle severim ki horoz şekerimi, bitecek korkusuyla yerken tadına varamam.

İşte o yürek pır pırlığını İleri’nin satırlarında da yaşarım hep.

Kitabı – hele İstanbul’a adanmış satırların kitabıysa- büyük bir mutlulukla okumaya başlar, sayfalar tükendikçe “bitiyor” diye diye iç çekerim.

Yine aynısı oldu işte. “İstanbul’un Sandık Odası” mıydı elimde tuttuğum, horoz şekerim mi bilemedim.

Bilmek de istemedim zaten…

İleri’nin, “Deniz tertemizdi önceleri. Yeşil cam kırığı kıyılardan açıldıkça, Marmara’ya özgü, güneşin daima hülyalı, pembe serpintiler bıraktığı mavi bir denize kavuşurdunuz” diye anlattığı günlerle avunmak istedim.

Kitaba daldım.

Romanlarda, siyah beyaz Yeşilçam filmlerinde, şarkılarda kalan İstanbul’u turladım ama kafam karıştı bu kez.

Satırlardaki İstanbul’un ne kadarı benimdi, ne kadarı İleri’nin? Peki ya Reşat Nuri’nin, Tevfik Fikret’in, Halide Edip’in İstanbul’u nerede başlayıp nerede bitiyordu? Ya Çelik Gülersoy’un, Hikmet Onat’ın, Nazmi Ziya’nın İstanbul’u hangi uçarı renkte saklıydı?

Bir ahşap merdivene sarılmış mor salkımlar hangi yüzyılın dağınık hatıralarını toparlama telaşıyla gelip boynuma dolanıyordu?

Sahi, dolanıyor muydu?

Ah İstanbul… Her gönülde nasıl da başka yankılanıyordu, her köşesinden başka bakıyordu.

İSTANBUL, NE ÇOK…

Zamana, mevsime, semte, bakan göze, yazan ele, çizen parmağa göre değişen ne çok İstanbul var…

Binbir surat, binbir suret İstanbul…

İşte Selim İleri “İstanbul’un Sandık Odası”nda okura o İstanbul’dan hatıralar üflüyor. Önce bir minik hatırlatma: “İstanbul’un Sandık Odası”, İleri’nin İstanbul Kitaplığı serisinin üçüncü kitabıdır. Serinin diğer kitapları ise ” Yıldızların Altında İstanbul” ve” İstanbul Seni Unutmadım”dır.

“İstanbul’un Sandık Odası”nda anlatılan, özlenen İstanbul ise sadece İleri’nin değil bu defa, ne özel.. Ama İleri’nin seçtikleriyle karşımızda bir yandan da; ne şenlikli.

Selim İleri, kimilerinin yüreği titreyerek andığı o eski İstanbul’u kendi anılarından çekip aldığı notlarla okura sunmakla kalmamış, Türk Edebiyatı’nın değerli isimlerinin yaşadığı İstanbul’dan da örnekler paylaşmış bu defa.

Daha ilk satırlarda Tevfik Fikret’in Aşiyanı’dayız. ” Umutsuz Fikret, tül perdeler, kuştüyü yastıklar, birbirine sokulmuş, birbirine kucak açmış koltuklar, sedirler ortasında gelgeç bir huzur bulmaktadır.”

Birkaç sayfa sonra ise ver elini Hüseyin Rahmi, tut elimi Heybeliada… Burgaz’a bakan bir tepede yazarın köşkündeyiz. İleri der ki Büyük romancı bahçesinde toprakla, bitkiler, çiçeklerle uğraşmaktan gönül sevinçleri duyar. Güllerini budar, mevsimi geldiğinde şebboy eker.” Meraklısı için bir de değerli bilgi paylaşır: Hüseyin Rahmi’nin mezarı Heybeli’dedir. Mezar taşı mermerden yapılmış yedi kitaptır. Tesadüf, Şıpsevdi, Mürebbiye, İffet, Şık hala yerliyerindedir de diğer ikisi kopup gitmiştir. ” Diğer ikisi hangi romanlardı?”

TUT ELİMDEN İSTANBUL

Tembellik yapmak yok sevgili okur. Bugün rehberimiz Selim İleri. Yazarın kelimelerinin peşinde, zamanın bir yerinde kaybolmuş İstanbul’u hallaç pamuğu gibi atacağız. Adalardan, Moda’ya, Kadıköyü’nden Yeniköy’e, Tarabya’ya, Ihlamur’a…

Halide Edip’in Ihlamur’a doğru inen ve Edip’in Arka taraftaki bahçeye bakan pencereler, çifte merdivenlerin sahanlıktaki ince uzun pencereleri, baştan başa mor salkımlıdır ve akşam güneşinde mor çiçekler arasında camlar ateşten bir levha gibi parlar” diye andığı evi merak edeceğiz örneğin.

Ya da Boğaziçi’nde gezerken bir sandal ile Göksu’ya uğrayacak ve Göksu üzerine ne çok kişinin yazıp çizdiğini düşüneceğiz: Evliya Çelebi, Nedim, Recaizade, Tevfik Fikret, Yahya Kemal…

O yazanlara ilham veren Göksu’yu özlediğimiz kadar İstanbul’un çiçeklerini, ağaçlarını, erguvanları, manolyaları, mimozaları, sarı kirazları ya da unutulan Arnavutköy çileğini anacağız, gün be gün hayatımızdan çıkışlarına yanacağız.

An gelecek, Nazmi Ziya’nın ” Taksim Meydanı” resmine bakıp, dalıp gideceğiz, ve tıpkı İleri gibi, ” Şapkalı, bereli, incecik yüksek topuklu iskarpinler, şık giysiler giyinmiş hanımlar, yine şapkalı ve takım elbiseli bey, spor giyimli genç adam, kırmızı hırkalı kız çocuğu, evet, onlar kimdiler?” diye soracağız.

Vecih Bereketoğlu’nun resimlerinde yitip gitmiş İstanbul’u arayacağız, İbrahim Çallı’nın tablolarında güllere, manolyalara kavuşacağız.

Lale Sineması, Melek, Yeni Melek, Emek, Saray, Atlas… Her birinin hikayesi perdelerinde yansıyan filmler kadar hazin olan sinemaları da unutmayacağız elbette.

Ah sevgili okur, İleri’nin “İstanbul’un Sandık Odası”nı cebinize sığdırabilirsiniz, kelimeler ise yüreğinizde yer bulacaktır kendilerine, korkmayın.

(AKŞAM GAZETESİ, Kitap Eki için yazılmış bir yazı…)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 04 Mart 2013 by in Yazılarım and tagged , , , , , .

Bir Avuç Mazi

Twitter

Instagram

TANIK... #istanbul #galata #galatakulesi DERTLEŞTİK, EVET... #burgazada #martı #silence #seagull SONBAHAR...#autumn #sarmaşık #sonbahar #kırmızı SAYGI VE MİNNETLE... Kitap Fuarı’na yolu düşenlere selam olsun... #mübadele #biravuçmazi #kitapfuarı #lozanmübadillerivakfı #everestyayınları SAKİNDİ EVET... #poyrazköy #sea #silence #boat HADİ #cycling #suadiye #bisiklet #sunset “Ben o yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem...” #sabah #begonvil #sezenaksu #nofilter DALGALIYDI EVET... #lodos #suadiye #nofilter #windy💨 #waves Gülümse... Minnettarım HADİ... #cycling #sonbahar #bisiklet #autumn #suadiye #nofilter Sahi şeker pembesi bulutları nereye sakladın? #rainy #yagmur #sabah #morning #martı #seagull SABAHTI... #begonvil #kumru#sabah “ARKADAŞ”şarkısını birlikte söyleyip, birlikte ağlıyorsak; gerisini dünya düşünsün. #oguzguvengazetecidir Eni boyu, top yekün doğa...#nature
%d blogcu bunu beğendi: