Fügen Ünal Şen

HAYAT HERKESE YETER

ÖNCE MİYDİ, SONRA MIYDI, YAĞMUR MUYDU?

imageSonra yağmur başladı…

Serindi.
Denizin iyot kokusu, yosun kokusu, tuz kokusu, çakıl taşlarının kum kokusu billur damlalarda toplanmıştı.

Yüzümü göğe kaldırdım.
Sonbaharın sarı yapraklarında nefeslenen damlaların savruluşlarını seyrettim.
Damlalarda gökkuşağı kırılıyordu, ya da ben öyle sandım.

Bir yağmur damlası gözümün tam içine düştü.
Acı duydum.

O serin ıslaklık, burgu gibi gözbebeğimden yüreğime kadar indi.
Gökkuşağı uzaklarda parça parça oldu, belki de olmadı, ben öyle sandım.

Saçlarım yüzüme yapışmıştı ve ellerim üşüdü birden. Durup dururken sokağım yabancılaştı gözümde.
Telaşlandım, güvensiz hissettim kendimi.

Tüyleri ıslanmış, ıslanınca daha da siyahlaşmış, sert ve uzun gagalı kargalar havalandı köşe başından.
Islak kanatlarının gürültüsü sonbaharın sessizliğinde yankılandı, belki de yankılanmadı, ben öyle sandım.

Yağmur gürültüsüzdü.
Sadece yağıyordu.
Sakince ve sessizce. Ilık değildi hayır. Serindi, yavaş yavaş yağıyordu.
Yolun eğik bölümünde biriken suda zıplayan damlaları saymaya kalktım. Bir, yedi, yirmiiki…
Suda yüzüm yansıdı.
Islak saçlı, yabancı bakışlı yüzüme bakakaldım. Bir damla sudaki yüzümün üstüne düştü. Gözümün çevresinde bir halka oluştu önce.
Sonra bir tane, bir tane daha…
Hızla çoğalan küçük halkalar yüzüme yayıldılar.
Onlar çoğaldıkça, karıştım.

Ben karıştıkça halkalar çoğaldı.

Yağmur hızlandıkça her şey karıştı.
İyot kokuyordu evet. Denize gidemeyenlere, denizi getiriyordu. Çocuksu bir hayal filizlendi yüreğimde aniden.
Herkese istediğini getiren yağmurlar, rüzgârlar dolaştı durdu hayallerimde.
Kuşların renkli kanatlarında kırıldı bu kez gökkuşakları.
Yeni, hiç görülmemiş renkler uçuştu.
Mavi renk geldi avucuma kondu.
Sanki bir kuştu.

Dokundum.
Küçüktü, sıcaktı ve yüreği telaşlı atıyordu, belki de atmıyordu, ben öyle sandım.

Yüzümü suda bıraktım.
Çocuksu hayalleri sokağımın başında…
Küçük ve başıboş adımlarla, seyrek yapraklı ağacın yanına gittim. Islak ve karışıktım.
Yağmur hiç dinmeyecek gibi yağıyordu. Yorgundum herhalde. Yağmuru da, rüzgârı da, yorgunluğumu da umursamayacak kadar…
İnce gövdeli ağacın gövdesinde dolaştı gözlerim.
Bunca yağmura rağmen kuru yerleri vardı; şaşırdım.
Yaslandım.

Yüzümü göğe kaldırdım.
Sonbaharın sarı yapraklarında nefeslenen damlaların savruluşlarını seyrettim.
Önce miydi, sonra mıydı, yağmur muydu?
Hiç bilmedim.

Reklamlar

One comment on “ÖNCE MİYDİ, SONRA MIYDI, YAĞMUR MUYDU?

  1. nimet belen
    25 Kasım 2013

    bayildimmm.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Bilgi

This entry was posted on 23 Kasım 2013 by in Kitaplarım and tagged , , .

Bir Avuç Mazi

Twitter

Instagram

SES... #sahaflar #harunkolçak ... SANAT SOLUK ALDIRIR#muratirtem KARŞILIKLI GÜVEN... İNADINA YAŞAMAK... Savaş ve sanat... Ai wei wei#aiweiwei PAYLAŞMAK GÜZELDİR EV BAŞKA YUVA BAŞKA... FARKETMELİ...#sanatsokakta #ot #saglıklı #nofilter Canım İstanbul...#istanbul GELENE DE, GİDENE DE SAYGIYLA... #mübadele #biravuçmazi #bir avucmazi# RASTGELE...#kanlıca #istanbul sen istavrite olta at, bırak İSTANBUL seni yakalasın... Öğrenecek ne çok şey var...”Çağını etkileyen bir büyük filozof veya fizikçinin kurduğu düşünce sisteminin uzun zaman değişmeyen etkisinden bahsedilebilir. Ancak devlet adamları ve politikacılar için böyle bir ÖLÜMSÜZLÜK HALİ ve ÖZLEM pek söz konusu değildir” GÜZEL VE ÇİRKİN MESAJ SAHİ SEN ŞEKER PEMBESİ BULUTLARI NEREYE SAKLADIN? #sonbaharyakın #istanbul  İstanbul’da, Marmara’da Allahın belası her baktığım yer gri.
Ben griyi hiç sevmiyorum. Çünkü, o da Allahın belası bir renk. Ve ben Allahın belası hiçbir şeyi sevmiyorum şu günlerde.
Senin yüzünden.
Sen, sevgileri tükettin içimde.
Sevmeyi tükettin.
Ne bileyim, Allahın belası her şeyi tükettin içimde. Her şeyi tükettin ve geriye bir kendini bıraktın.
Sahi şeker pembesi bulutları nereye sakladın? ( Sonbahar Yakın’dan)
%d blogcu bunu beğendi: